ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR’İN DÜŞÜN YAPISI
- Samet Ölçek
- 3 May
- 9 dakikada okunur

Şevket Süreyya Aydemir Kimdir?
Şevket Süreyya Aydemir 1897 yılında Edirne’de dünyaya gelmiştir. Ailesi 1877 Osmanlı-Rus harbi sonrası Balkanlardan Edirne’ye göç etmişlerdir. Babası Mehmet Ağa çiftlik sahibi varlıklı birisiyken Edirne’ye varlıklarını kaybederek gelmiştir ve burada bahçıvanlık yapmıştır. Annesi aileye sattığı el işleri ile katkı sağlarken bir yandan da Aydemir’in eğitimini üstlenmiştir. Annesinden okuma-yazma öğrenen Aydemir mahalle mektebinde eğitim almış devamında Askeri Rüştiyeye gitmiştir. II. Meşrutiyet’in hürriyet, eşitlik kardeşlik ve adalet fikirlerinden etkilenmiştir. Balkan Harbi öncesi annesi ve abisini kaybetmiştir. Babasının yönlendirmesi ile Kuleliyi bırakıp Edirne’de öğretmen yetiştirme okuluna kaydolmuştur. 1911-1912 Aydemir’in milliyetçilik fikrini benimsediği yıllardır. Türk Yurdu ve Ziya Gökalp’in yazıları onu etkilemiştir. 1914’te I.WW çıktığında asker alınacak yaşta değildi. Ancak 1908 Jöntürk devrimi kutlamalarında yer almış. Balkan Harbi ve I.WW’da cephesinde yer almıştır. Bu dönemde Aydemir toprak kayıplarını yakından hissetmiştir. Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikirlerini dönemde benimserken aynı zamanda padişaha gönülden bağımlı bir Rumelili bir vatanseverdi.
1919 yılında Azerbaycan’da öğretmenlik yapmak için Kafkasya’ya geçerek orada milli mücadelede faaliyet göstermek ister. Azerbaycan’ın Sovyet yönetimine geçer. 1920 yılında Şark Milletler Kurultayına katılır. Kurultaya katıldıktan sonra Turancılıktan uzaklaşarak komünizme yönelir. Pavloviç onun düşüncelerinde etkili olmuş Turancılığın bir emperyalizm fikri olduğunu ona göstermişti. Şark Kurultayında Mustafa Suphi ve Enver Paşa ile tanışır. 1920’de TKP’nin Bakü’de yaptığı kurultaya katılır.1921’de komünist partiye üye olur. 1921 yılında milli mücadele hakkında bilgi edinmek için Anadolu’ya geçer. 1921’de Batum’a geri döner ve Nazım Hikmet ile tanışır. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi (KUTV Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne 1922 kaydolur ve 1923’te mezun olur ve İstanbul’a taşınır. 1923’te Barbaros Hayrettin İlk Okulunda öğretmenlik yapar. 1923’te Aydınlık dergisinde yazılar yazar. 1925’te İstiklal mahkemelerin yargılanır 10 yıl cezaya çarptırılır. 1926’da tahliye edilir.1926’da TKP’de görevler alır ancak 1927 yılında parti içi bölünmelerden dolayı TKP’den uzaklaşır. 1928 yılında Ankara’ya geçiyor ve Komünizmden Kemalizm’e fikir geçişi yaşıyor. Bu olaylardan ötürü kendisine vaftiz pederi ve Komprador (yerli olup yabancı sermayeye hizmet eden) deniliyor. 1929’da Türk Ocaklarında konuşmalar yapar. 1932’de Kadro dergisinin kurulmasında ön ayak olur. 1935’te dergi kapandıktan sonra Ankara Ticaret Okulunda müdür olarak görev yapar. 1936-1938 arasında Ankara Belediyesi İktisat Müdürlüğü yapar. 1939’da İktisat Vekâleti Sanayi Tetkik Heyeti Başkanlığı yapar. 1942’de Başbakanlık Umumi Murakabe Heyeti Üyeliği’ne atanır. 1944-46 savaş kalkınma sekreteryalığını yürütür. 1050 DP parti iktidara gelince emekli olur. 1964’te Yön dergisinin yayınlanmasında ön ayak olur 1967’de dergi kapanır. 1976 yılında vefat eder.
Kadrocular
Kadro dergisi 6 kişilik bir grup tarafından geliştirilmiş üç yıl yayın hayatı sürmüştür. Sosyalist bir düşün yapısına hakimlerdi. İdeolojileri diyalektik materyalizme dayanıyordu. Yakup Kadri, Burhan Asaf, İsmail Hüsrev, Vedat Nedim, Şevket Süreyya Kadro’yu oluşturan kişilerdir. İlk önce bu yazarlar imparatorluk nasıl kurtulura cevap ararken, Cumhuriyet ilanıyla nasıl sanayileşilir ve çağdaşlaşılıra cevap aradılar. Bunun cevabını ise sosyalist hareket içerisinde enternasyonalist bir komünist parti çerçevesinde yapılacağına inanmışlardır. 1930 yıllarda tek partinin güvenini kazanmak için yazılar yazmışlar. Muhit, Hayat dergileri; Cumhuriyet ve İnkılap gazeteleri ve rejimin gazetesi Hakimiyeti Milliye’de yazılar yazarlar. 29 Buhranında yerli malına teşvik için ülkede kampanyalar düzenlenir. Vedat Nedim, Şevket Süreyya ve İsmail Hüsrev bunun için görev alırlar. Aydemir Hakimiyeti Milli’deki yazıları ve Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyetindeki çalışmalarıyla Ankara’nın dikkatini çeker. 1931’de Türk Ocağında İnkilap ve Kadro adlı konferans verir. Kadro dergisini çıkarmak için Peker’den izin ister ama vermez daha sonra Ata’ya gidip icazet alır. Dergi 36 sayı yayınlar. Aydemir dergiye ideoloji verir, Burhan Asaf dış işleri, Vedat Nedim ekonomi, İsmail Hüsrev kırsal çözümlemeler, Mehmet Şevki teknolojik gelişmeler, Yakup Kadri edebiyattan sorumludur. Dergideki yazılar CHF yöneticilerini rahatsız etmemek amacıyla ideolojik terminolojiler değiştirilerek yazılmıştır.
Kadrocuların materyalist Bakış açısı:
· Vücut ve madde öncüldür.
· İdeoloji toplumsal şartlardan doğar zamanla doktrinleşir.
· İnsanlar teknik ve sosyal ilişkilere sahiptir.
· Bu ilişkiler toplumun ideolojisini oluşturur.
· İdeoloji toplumun gerçek koşullarıdır.
Kadronun hedefi:
· Türk toplumunu çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak
· Geri kalmışlığı planlı bir mücadele ile yok etmek
· Bunun için bütün milleti seferber etmek
Cumhuriyet Devrimi Yorumları:
· İnkılaplar derinleşmeli ve genişlemeli
· İnkilapları yönlendirecek olan aydın ve öncü kadro olmalı
· İnkilabın ideolojisi eksik
Dünya Görüşleri:
· Dünya’da sınıf çatışması vardır ve milli mücadele içindedir.
· Büyük sanayiler küçük sanayi devletleri üzerinde tahakküm kurmuştur.
· Temel çelişki sınıf değildir. Emperyalist-sömürge çelişkisidir.
· Dünya buhranı Milli kurtuluş hareketleri, kapitalist tarz ve sosyalist iktisat düzeni arasındaki bölünmeden ötürüdür.
· Buhran emperyalist devletlerin denetimini azalttığı için Türkiye için fırsattır.
· Dönüşümler Asya’yı Avrupalaştırmayacaktır.
TR ekonomisi nasıl olmalı:
· Kendine yeten ekonomi
· Kapitalist kurumlar dumura uğramalı
· İktisadi planlar yapılmalı
· Devletçilik benimsenmeli iktisatta
· Emperyalistlere bağımlılık azaltılmalı
· İç pazarda iktisat birliği sağlanmalı
Ulusal kurtuluş nasıl olmalı:
· Avrupa mürşit olmamalı
· Toplumsal iş birliği yapılmalı
· İktisadi büyümeler inkilapları desteklemeli
İnönü Kadrocuları liberalizmi eleştirip yeni iktisadi arayışlar içerisinde olması ve devletçilik fikirlerinden ötürü desteklemektedir. Üç halka olayı ve en son Şevket Süreyya’nın şeker üretimi konusunda yazdığı yazılar derginin kapatılmasına neden olmuştur. Kapatıldıktan sonra İnönü döneminde iktisadi olarak kadrosundan II.WW giden süreçte ekonomi ve kalkınma alanlarında yararlanılmıştır. DP döneminde ise Burhan Asaf hariç diğer kadrocular görevlerinden uzaklaşmışlardır. 60 darbesi sonrasında yeniden kadrocuların yeniden üretilebilme ortamı var olmuştur ve Yön dergisi 1961 yılında kurulmuştur. Eğer bir ülkede iktidar tek bir elde toplanmış, belli bir ideoloji çerçevesinde uzlaşabilen bir grup varsa ve determinist (nedensellik) sosyal bilim anlayışına sahiplerse o ülkede kadroculuk gelişebilir. Kadro hareketi Latin Amerika, Balkanlar ve Rusya’da başarılı olmuşlardır.
İnkılap ve Kadro
TR’de inkilaplar devam ediyor. Önemli olan iktidarın değişimi değil toplumun dönüşümüdür. Toplum kendince hareket etmemeli öncü bir grup tarafından yönlendirilmelidir ve bu gruba herkes uyum sağlamalıdır. Kemalist inkılabın ideolojisi tam yazılmamıştır bu da aydınların görevidir. İnkilaplar tüm halkı kapsamalı (zorlama var) ve basın bunun aracı olmalıdır.
Türkiye’deki sorunlar bir buhran değildir; dünyadaki ekonomik sistemin değişiminden kaynaklanan bir yapısal durumdur. Klasik krizde arz-talep meselesi etrafında şekillenir. Arz olmadığı için üretim çarkları durur. Bu mübadele tıkanıklığı sefalet, işsizlik meydana getirir. Türkiye sanayileşmemiş, ham madde üretici ve yarı sömürge durumunda bu yüzden TR kriz yaşamıyor dış olaylardan etkileniyor. Biz zaten gıda üretiyoruz dışardaki kriz bu ürettiklerimizi dışarı satmamıza mâni oluyor. Asıl sorun ise plansızlık, denetimsizlik, dağınıklık ve zayıf örgütlenme. Dışarda liberalizm yok oluyor, serbest piyasa çöküyor ve ülkeler kendi kendine yetmeye çalışıyor (otarşi). TR ise Batı taklitçiliğini bırakıp devletin öncülüğünde ekonomik bağımsızlığını sağlayabilecek bir model oluşturmalı.
Teknik olmadan insan sadece biyolojik bir varlıktır; teknik sayesinde insan toplumsal ve tarihsel bir varlık olur. Tekniğin gelişimi toplumu zorunlu kılar ve her toplumun kendine has tekniği yani toplum biçimi vardır. “Üretim araçları üzerindeki üretim ilişkileri her zaman toplumun temelini oluşturur. Bu temel üzerinde yükselen ve ona dayanan ahlak, din, hukuk, sanat gibi düşünsel ve kültürel yapılar ise toplumun “üst yapısını” (süper-strüktürünü) meydana getirir.” Yani alt yapı üretim güçleri gibi ekonomik ilişkileri içerir; üst yapı ise alt yapı üzerine kurulan hukuki, siyasal, kültürel alanları kapsar. Tekniğin gelişimi planlı kontrol altında olsaydı sınıf çatışmaları olmayacaktı. Bunun çözümü Marx’a göre özel mülkün kaldırılması, devrim ve sınıf çatışmasının kaldırılmasıdır. Ancak sınıf meselesine odaklanmak uluslararası eşitsizliği gözden kaçırır. Yani durum sadece işçi-proleterya değil aynı zamanda sanayileşmiş ve sanayileşmemiş ülke sorunu (sınıf harbi ve milli kurtuluş mücadelesi). 29 Buhranı klasik tip krizlerden farklı fazla tip üretimi fazla üretim fiyatı düşürür ve pazarı daraltırdı. Ancak kapitalist dünyada para ve ticaret serbestîsi sistemin dengeleyici işlevini yok etmiştir. Kriz geçici değil sistemin yapısal sonucudur. Asıl çözüm ise planlı devlet eliyle sanayileşme hamleleridir. Türkiye gibi ülkeler geri kalmış değildir tarihsel bir model üretme potansiyeline sahiptir. Bunun için ise dışa bağımlılık kırılmalı, toplum planlı ve bütün olarak gelişmeli, sanayimiz ilerlemeli ama Batı gibi toplum çatışmamız olmayacak.
Her inkılabın bir fikir sistemi vardır. Bir devrimin ideolojisi yoksa kısa süre sonra kontörlünü kaybeder. Türk inkilabı ise fikir sistemine sahip ancak sistem formüle edilmiş değil. Türk inkilabı 3 hedefi olmalı:
· Milli bağımsızlık
· Devlet kontrolünde planlı kalkınma
· Eşit dünya düzeni
Bu ülke sadece Türkiye için değil aynı zamanda sömürge devletler için örnek modeldir. Çünkü ilk kez yarı sömürge bir ülke kendi gücüyle bağımsız bir sistem kurmuştur.
Avrupa’da sanayi devrimi olmuş, buradaki ucuz ve bol mallar doğuya satılıyor, yerli üretim çöküyor ve ülkeler ekonomik olarak bağımlı hale getiriliyor. Ülkeler ikiye ayrılır sanayici memleketler ve müstemleke ve yarı müstemleke memleketler. TR bilinçli olarak geri bırakılmış bir ülke. Bu durum milletlerarası eşitsizliği arttırıyor. Yapılacak olan ise ekonomik bağımsızlığı kazanmak, kendi sanayimizi kurmak, bağımlılığı bitirmek bunlar olmayınca sınıf çatışması da olmaz. TR geri kalmış bir ülke olduğu için burjuvajisi yok, büyük sermayedarı yok ve sanayisi de yok bu yüzden sınıf devrimi değil milli kurtuluş ve ekonomik kalkınma gerekli. Devlet ise sanayi kurmalı ekonomiyi planlamalı ve fazla değeri topum adına kullanmalı. Zaten kendi üretimini yapan ülkeler bağımlılıktan kurutulur. Sosyalistler ise kongrelerde sömürge özgürlüğünü savunuyorlar ancak bu Avrupa ile sınırlı kalıyor Asya ve Afrika’yı dahil etmiyor. Yani evrensellik iddiaları pratiğe uymuyor. İnkilapların hacmi toplumun tümüne tekabül derken hududu ise ülke sınırı olmayan enternasyonel. Türk inkilabı sürekli bir akış içerisindedir ve tamamlanma evresi yoktur. Toplum sürekli dönüşür ve yeni şartlara uyum sağlar. Yani sürekli dönüşüm içerisindedir.
Eski anlayışta millet ırka, dine, tarihe ya da ortak geleneklere dayanan bir topluluk olarak algılanıyordu. Bu eski tip anlayış ekonomik ilişkileri içermemekteydi. Modern dönemde millet ekonomik bir birliktelik olarak da tanımlanır. TR’de sınıf çatışmaları ve ekonomik dağınıklığın olmadığı planlı bir ekonomi sayesinde modern bir millet oluşturulmalıdır. Her milletin harsı ve medeniyeti vardır. Ekonomik bağımsızlığı olmayan milletler kendi kültürünü oluşturamaz. Osmanlı’da ne hars ne ırk ne de iş birliği vardı. Bu yüzden dış baskılar onu yıktı. Yeni Türkiye onun devamı değildir yeni bir tarihsel ve toplumsal modele sahiptir.
Klasik liberalizmde devlet minimaldir. Ancak pratikte devlet ekonomiyi, toplumu düzenler ve emperyalizmi destekler. TR’de devlet ise sınıf ve zümre çıkarını savunmaz, millet adına hareket eder, ekonomiyi planlayıp yönetir, teknik ve sanayi gelişimini organize eder. Liberal Avrupa vahşidir Çin’de ve Hindistan’da olanlar bireysel olarak özgür olan Avrupalıların eseridir. Türk inkılaplarının faşizm ile bir ilgisi yoktur amacı halkın ihyasıdır.
Avrupa’nın ekonomi birikiminin kaynağı sömürgelerin sömürülmesidir. Ülkenin tüm kaynakları sömürgeci ülke için kullanılır. TR’de ise devrim sonrası milli sermaye birikimi amacı vardır. Ancak günümüzde sermaye birikiminin şartları geçmişe göre tamamen değişmiştir:
1-TR sömürgeci değildir. İnkilaplar sömürgeye tepkidir.
2-Artık geniş pazarlar ve rekabetsiz bölgeler yoktur
3-Tarımsal üretim ihracatları azaltılmıştır
4-Günümüzde ticari sermaye istikrarsızdır.
TR kendi sanayi politikasını devlet eliyle belirlemelidir, milli sanayi sistemi geliştirilmelidir. Gümrük bağımsızlığı ekonomik sınırların korunmasıdır. Gümrük bağımsızlığı yerli sanayinin gelişmesiyle desteklenmeleridir.
Milli kurtuluş hareketinin prensipleri:
1- Milli kurtuluş hareketleri sömürge ve sömürgeci ülkeler arasındaki siyasi ve ekonomik eşitsizliklerden doğar.
2- Bu hareketin amacı sömürgecilik düzenini ortadan kaldırmak için çıkmıştır
3- Daha dengeli ve eşit bir uluslararası sistem kurmayı hedefler
4- Üretim ve teknoloji toplumsal denetim altında olmalıdır.
5- Ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisi ve ülke içi eşitsizlikleri kaldırmayı amaçlar
6- Her ülke kendi sanayi sistemini kurmalıdır
7- Sanayisi zayıf devletlerde planlı devlet müdahalesi olabilir
8- Ulusal ekonomi gelişmelidir
9- Sadece siyasi değil ekonomik de bir dönüşüm sürecidir
10- Ekonomi, üretim, sanayi, ticaret vs. ülke çıkarlarınca yapılmalıdır
11- Gümrük bağımsızlığı sağlanmalı
12- Hem ulusal hem de adil bir dünya ekonomik düzenini hedefleyen tarihsel dönüşüm süreçleridir.
İlk toplumlarda iş bölümü yoktu birlikte üretim ve tüketim vardı ve yönetici grubu da yoktu. Teknik geliştikçe üretim fazlası ortaya çıktı iş bölümü oluştu toplumsal sınıflar doğdu. Bu süreçte üretimden kopan ve yönetim işi yapan üst tabaka ortaya çıktı. Zamanla bu rol toplumsal güce dönüştü. Gelişmiş toplumlarda sınıf ayrımları ve çıkar çatışmaları belirginleşti. Milli kurtuluş veren ülkelerde ise keskin sınıf ayrımları yoktur ve millet ortak çıkar etrafında birleşmiştir. Bu yüzden tek bir yönetici yeterlidir. İşte bu güç kadrodur. Kadro seçilmiş ideolojik gruptur. Kadro inkılaplara ulaşmak için milleti organize eder. Antuyazm örgütlü ve bilinçli inkılap heyecanıdır. Bu heyecanın devinimi için gençler eğitilmelidir. İnkilap üzerine denetim dışarıdan değil içeriden olmalıdır. Bu da otokritik ile sağlanır.
Kadro Hareketi Nedir?
Kadro dergisi 1932-1935 arasında faaliyet göstermiştir. 29 buhranında TR için kapitalist olmayan bir sanayileşme fikri sunmuştur. Amaçları ise Türk devrimlerini bir ideoloji haline getirip sistemleştirerek devrimin resmi felsefesi haline getirmekti. Kadrocular halkçılık fikrini benimsemiş ve savunmuştur. Kadro devletçiliği CHP devletçiliğinden çok daha kapsamlıdır (eğitim, devlet seferberliği, sağlık vs.). Kadroculara göre demokrasi aynıdır ama uygulanışı farklıdır. TR’ye en uygun olanı ise kadro rehberliğindeki yönetimdir. Türk devrimleri sınıf çelişkisine dayanmadığı ve sınıf devleti olmadığı içim için Marizimden ve Faşizmden ayrılır. Özünde Türk devriminin temelinde Türk nasyososyalizmi vardır. Kadrocular devletin ekonomiye müdahale ettiği ve devlet kapitalizmini egemen kılmak için Atatürk’e hizmet eden orta sınıf kökenli küçük bir kadrodur.
Şevket Süreyya’nın Anti-Kapitalist Çözümlemesi
Aydemir'e göre 20. Yy serbest piyasa ekonomisinin çöktüğü dönemdir. TR serbest girişimi destekleyeceğine devlet eli ile planlı ekonomik kalkınmalar yapılmalıdır. Sanayi devrimi sonrası dünya sömürgeler ve sömürülenler olarak ikiye ayrılır. Kurtuluş Savaşı onun için emperyalist kuvvelerin yenilişidir. Kadrocular muhalefet ederken dikkatli davranırlar çünkü iktidarı ikna amaçları vardır ve de üzerlerinde komünist lakabı onlarından ötürü hükümeti eleştirmekten kaçınırlar. Aydemir yabancı sermaye, aferizme ve özel girişimci kalkınmaya karşıydı. Aydemir ve arkadaşlarını özel kılay şey kapitalizmin tarihsel materyalizmini uluslararası arenaya uygulamış olmalardır. Böylece, kapitalizmin ve sosyalizmin dışında üçüncü yol sunma çabası içerisine girmişlerdir. Dönemde her ne kadar kadrocular özel girişimlere karşı olsalar bile 1932-39 arasında özel sınai karlar %3.4’ten 6.2’ye yükselmiştir.
KAYNAKÇA
Aydemir, Şevket Süreyya (2011). İnkılap ve Kadro. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Gürbüz, H.Y. (2016). CUMHURİYET AYDINI OLARAK ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR’İN DÜŞÜNCE DÜNYASI (1923-1976), Ankara: Ankara Üniversitesi, Doktora Tezi.
Tekeli, İlhan ve İlkin, Selim (2008). “Kadro ve Kadrocuların Öyküsü”, T. Bora ve M. Gültekingil (Ed.), Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce- Cilt 8: Sol içinde (s. 600-619). İstanbul: İletişim Yayınları.
Timur, Taner (2013). Türk Devrimi ve Sonrası. Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. sf.: 179-185.
Varel, Anıl (2021). “Avrupa’nın Tarihsel Gelişimine Üç Farklı Bakış, Üç Farklı Siyaset: Recep Peker, Ahmet Ağaoğlu ve Şevket Süreyya Aydemir”, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 24 (45), 381-416. Erişim Adresi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/baunsobed/issue/62705/884950
Zorlu, A. (2025). Şevket Süreyya Aydemir ve Eserleri, ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ Ankara, Doktora Tezi.



Yorumlar