MUHAFAZAKARLIĞIN DÖNÜŞÜMÜ
- Samet Ölçek
- 29 Mar
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 Nis

Muhafazakârlık, modern anlamıyla Fransız Devrimi sonrasında şekillenen siyasal ideolojilerden biridir. Liberalizm ve sosyalizm ile karşılaştırıldığında muhafazakârlık anlayışı daha değişken, esnek ve tanımlanması zor bir karaktere sahiptir. Bu nedenle muhafazakârlık daha merkezî ve yoğun bir düşünce olarak görülür; çünkü üzerinde uzlaşılmış tek bir doktrini yoktur. Gelenek, otorite, insan doğası, kutsal gibi kavramlar muhazakarlığın dayanakları olmakla birlikte bu kavramlar tam anlamıyla sabit değildir. Bu durum muhafazakarlığın kapalı olmayan, seçici ve pragmatik ve uyum sağlama özelliklerine sahip bir ideoloji haline getirmektedir. Muhafazakarlık farklı siyasi-ideolojik pozisyonların gösterebileceği bir tutumdur. Buna karşın liberalizm ve sosyalizm sınıf, özgürlük, birey ve özel mülkiyet çerçevesinde hareket etmektedir. Ayrıca muhafazakarlık diğer sadece sağ ideolojiye ait bir şey değildir. Her siyasi aktör parti vs. kendi konumu ve mevcut düzenini korumak ister. Muhafazakarlık ayriyeten bu gibi durumlarda ortaya çıkan evrensel bir davranıştır.
Muhafazakârlığın tanımı konusunda literatürde fikir ayrılıkları bulunmaktadır. Muhafazakârlık; bir ideoloji, tutum, mizaç ya da tavır olarak algılanabilir. Muhafazakârlığın bir ideoloji olduğunu savunanlar, onun belli başlı ilkeleri olduğunu ve bu ilkeler etrafında sistematik bir düşünce yapısı oluşturduğunu ileri sürmektedirler. Diğer taraftan, muhafazakârlığın bir ideoloji olmadığını savunanlar ise onu bir ruh hâli, dünya görüşü ya da siyasal bir üslup olarak tanımlamaktadırlar.
Darwinci/Evrimci & Metafizik Muhafazakarlık
Evrimci ve metafizik muhafazakârlık ayrımının kökenleri 18. yüzyıla dayanmaktadır. Metafizik muhafazakârlık, insan doğasını ve beşerî toplumsal düzeni kozmik bir tasarımla açıklayan bir yaklaşımdır. Evrimci muhafazakârlık ise ampirist bir yaklaşım olup, toplumsal düzeni ve ilerlemeyi tarihsel süreç içinde beşerî ortak tecrübeye dayandırmaktadır. Metafizik muhafazakârlıkta düzen, ilahi bir güç tarafından belirlenir. Darwinci yaklaşımda ise beşerî düzen, insan tecrübeleri sonucunda ortaya çıkar; deneysel ve gözlemsel temellere dayanır. Bu yaklaşım, toplumsal düzeni evrimsel bir süreç içinde açıklar. İki yaklaşım da beşerî düzen ve kurumlara referans vererek muhafazakârlık felsefesini açıklar. Metafizik muhafazakârlık, bir yaratıcıya atıfta bulunurken; evrimci yaklaşım bu konuyu yaratıcı dışında tutarak genetik ve kültürel mirasa dayandırır.
İnsanlar doğaları gereği güvenlik arayışı içerisindedir. Bu arayış fıtri ya da doğal olarak ayrıştırılabilir. Ancak doğaları gereği insanlar alışılmış olandan kolayca vazgeçemeyen, ani değişimlerden kaçınan varlıklardır. Bu nedenle çevrelerine yavaş ve kademeli olarak uyum sağlama isteği içinde olurlar. Bu yüzden muhafazakârlık, insanın sonradan öğrendiği bir ideoloji değil, aksine insanın biyolojik ve psikolojik yapısından kaynaklanan doğal bir eğilimdir. Evrimci muhafazakârlık, dine hiçbir referans yapmadan insanın doğasını biyolojik bir süreç ve evrimsel bir tema üzerinden ele alır. İnsanın güvenlik arayışı, adaptasyonu ve temkinli yaklaşımı, evrimsel kazanımlar sonucunda ortaya çıkmıştır. Metafizik muhafazakârlık ise insan doğasını, Yaratıcı tarafından belirlenen tutku ve dürtülere dayandırır.
Tarihsel Muhafazakarlık
Tarihsel muhafazakârlık, Fransız Devrimi’ne tepki olarak ortaya çıkan aristokrasi ve din adamları sınıflarının modern öncesi döneme dönüş özlemleri üzerine şekillenen bir ideolojidir. Tarihsel olarak bakıldığında, her yenilikçi ve dönüştürücü hareket başarıya ulaştığında zamanla değişime karşı bir direnç de beraberinde getirir. Tarihsel olarak muhafazakârlığın ortaya çıktığı dönemde sanayileşme, modernleşme ve kapitalizmin yarattığı hızlı değişimlerden bir kaçış yolu ya da modern dünyanın yarattığı acılara karşı toplumu korumaya çalışan bir eğilim olarak görülebilir. Muhafazakârlık, bu görüşe göre orta çağ ve feodalizme dayanan, antikapitalist ve toplumsal romantizmin bir biçimidir. Bu muhafazakârlık türü, burjuva devrimine karşı aristokrasi ve din gruplarının çıkarlarını savunur. Muhafazakârlık evrensel ya da sürekli bir düşünce değil, belirli tarihsel bağlamda ortaya çıkmış ve aristokrasinin ortadan kalkmasıyla sona eren bir olgudur. Günümüzde ise muhafazakârlık, liberal eğilimlerin bir yansıması olarak görmektedir
Gelenekçi Olarak Muhafazakarlık
Bu anlayışa göre muhafazakârlık, gelenek etrafında şekillenen bir evrenselliğe sahiptir. Bu özellik ise muhafazakârlığı bütün zamanlar içinde geçerli olan evrensel bir anlayış hâline getirir. Ancak muhafazakârlık, modern rasyonalist ve kuramsal doktrin anlayışına karşı çıkar; soyut teoriler yerine tarihsel deneyime, geleneğe ve tecrübeye dayanır. Buradaki çelişki ise muhafazakâr düşünürlerin kendi fikirlerini bir doktrin olarak görmeseler bile, gelenek üzerinden sistemli bir düşünce yapısı oluşturmalarının bir tür doktrin niteliği taşımasıdır. Bu düşünce, insan aklının sınırlı olduğu ve tarih boyunca oluşmuş geleneklere güvenmeyi tercih etmek gerektiği fikrine dayanır. Radikal düşünceleri ise köksüz ve tarihsel süreklilikten kopuk olduğu için irdeler. Bu tutum geçmişe teslimiyeti beraberinde getirebilir. Ancak modern anlamda muhafazakarlığın devam edebilmesi değişim ve dönüşümlere ayak uydurabilme esnekliğidir. Muhafazakarlığın güncelliği, kendini koruyabilmesi, gerçekle bağ kurabilmesi ve meşruluğu sadece ve sadece geleneğin seçiciliği ve işlevsel biçimde kullanılmasında ötürü oluşturduğu pragmatizm ile mümkündür.
Tedrici Muhafazakarlık
Muhafazakârlığın bir diğer önemli boyutu, radikal değil tedricî, yani kademeli değişim anlayışı üzerine kurulu olmasıdır. Fransa’da gerçekleşen devrime karşı İngiltere’de Edmund Burke’ün toplumsal dönüşüme yaklaşımı bu bağlamda dikkat çekicidir. Bu anlamda Fransız Devrimi, radikal bir kopuş süreci olarak değerlendirilmiş ve geçmişten tamamen ayrılan bir insanlık geleceği tahayyülü eleştirilmiştir. Ancak muhafazakârlık, değişim karşıtlığı olarak ele alınmamalıdır. Aksine, muhafazakârlık; radikal ve köktenci, toplumsal doku ve yapıyı zedeleyebilecek değişimlere karşı temkinli durarak, değişimi kademeli bir şekilde ele alır. Bu bağlamda muhafazakârlık; düzen, denge, ölçülülük, adalet ve tedricîlik gibi temel değerler etrafında bir siyasal model sunar.
Muhafazakârlık, siyasete ve insana sınırlı bir bakış açısıyla yaklaşır ve hiçbir zaman yeni bir toplum yaratma fikrini benimsemez. Çünkü insan doğası sınırlı, hataya açık ve kusurludur. Bu yüzden Fransız Devrimi gibi tarihte ilk kez görülen radikal dönüşümler, muhafazakâr düşüncede tehlikeli olarak algılanır. İnsan aklı her şeyi kurgulayamayacağı için kusursuz bir düzen de kuramaz; bu durum hem gerçekçi değildir hem de çoğu zaman toplumsal yıkıma yol açar.
Biçimsel ve Özsel Muhafazakarlık
Hampher-Monk muhafazakarlığı ikiye ayırır özsel ve biçimsel. Özsel Muhafazakarlık, belirli kurumların değerleri ideal olarak kabul eder ve muhafazasını savunur. Değişime karşı katıdır ve mevcut düzenin bozulmasını istemez. Statükocu ve tutucudur. Biçimsel muhafazakarlık ise mevcut düzeni kabul eder ama değiştirilebilir olduğunu savunur. Bu değişim yavaş ve kontrollüdür. Burke biçimsel muhafazakarlığı savunur.
Durumsal/Biçimsel Muhafazakârlık
Huntington’a göre muhafazakarlık üç perspektifte ele alınır. İlki tarihsel/aristokratik yaklaşım. Bu yaklaşıma göre muhafazakarlık toplumsal aristokrat sınıfa (aristokrasiye) özgüdür. Muhafazakarlık farklı zamanlarda ve toplumlardan bağımsız olarak ortaya çıkar. İkincisi evrenselci (otonom) muhafazakarlık: muhafazakarlık belirli bir mekâna ya da zamana bağlı değildir ve her yerde ya da herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Sonuncu ve asıl yaklaşım ise durumsal muhafazakarlık: mevcut düzene karşı çıkan radikal tehditlerde devreye girer savunma reflekslidir. Muhafazakarlığın özü geniş anlamda mevcut kurumsal düzenin bir tasdikidir. Ancak muhafazakarlık belirli değişmez doğrulara dayanmaz değişim çeşitlerine odaklanır ve tedrici değişimi tercih eder. Diğer bir deyişle muhafazakarlık için neyin değiştiği çok önemli değildir. Asıl önemli mesele değişimle neyin hedeflendiği ve nasıl değiştiğidir.
Eğer muhafazakârlık belirli bir içeriği olmayan bir ilke olarak tanımlanırsa, artık bağımsız bir ideoloji olmaktan çıkar ve farklı ideolojilerle bütünleşebilen bir araç haline gelir. Sadece sağa değil, sola da uygulanabilir. Muhafazakârlık gelenek ve tarih ile sıkı sıkıya bağlantılı olarak vurgulanır; ancak tarihsel olarak sabit kalmaz, sürekli değişen koşullara uyum sağlar. Hatta gelenekler ve tarihsel koşullar devrimci sonuçlara neden olabilir (İrlanda örneği). Bu da şu kapıyı aralar: İnsan yaptıysa insan değiştirir. Böylece muhafazakârlık, düzeni koruma isteği olabilirken aynı zamanda düzeni değiştirebilir ve bu da bir paradoks yaratır.
Sonuç olarak muhafazakârlık tek ve sabit bir tanıma sahip değildir. Farklı teoriler üzerinden değişik şekillerde yorumlanabilir. Bir yaklaşım, muhafazakârlığı insan doğasında bulunan doğal bir eğilim olarak görür ve moderniteye tepki olarak ortaya çıktığını iddia eder. Diğer bir yaklaşım ise onu modernlik–gelenek ikilemi içinde değerlendirerek gelenek savunusu olarak tanımlar. Biçimsel/durumsal muhafazakârlık ise, hangi düzen olduğu fark etmeksizin (liberal ya da sosyalist), mevcut düzeni koruma refleksi olarak görür. Eğer muhafazakârlık içeriksiz ve durumsal olarak tanımlanırsa, bağımsız bir ideoloji olmaktan çıkar ve her ideolojiyle uyum sağlayabilen esnek bir araca dönüşür; hatta boş bir kavram gibi görünür. Bu nedenle muhafazakârlığın, belirli felsefi kabullere dayalı bağımsız bir ideoloji olduğu da savunulur. Muhafazakârlık, değişime karşı ortaya çıkan bir ideoloji iken zamanla devrimlerin kurduğu bir düzeni savunabilir. Bu da şu sonuca çıkar: Muhafazakârlık sabit değildir; hangi mevcut düzen varsa ona uyum sağlar. Bu yüzden hem değişime karşı olabilir hem de değişimin ürünü olan düzeni savunabilir.
KAYNAKLAR
Duman, Fatih (2017). ‘Durumsal Muhafazakârlık’ Anlayışı Üzerine Teorik & Eleştirel Bir Değerlendirme. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 10, Sayı 2, Aralık 2017, ss.797-818.
Erdoğan, M. (2004). Muhafazakârlık: ana temalar. Liberal Düşünce Dergisi, (34), 5-9.
Genç, E., & Coşkun, T. (2015). MUHAFAZAKARLIK ve TÜRKİYE MUHAFAZAKARLIKLARININ BAZI HALLERİ. Niğde Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 8(2), 27-40.
Özipek, B. B. (2007). Muhafazakarlik Nedir?. Köprü Dergisi, 97.
Duman, F (2018) Demokrasi ve Muhafazakarlık-Gerilim, Risk ve İmkanlar-, Ankara: Kadim Yayınevi.



Yorumlar