top of page

BEHİCE BORAN DÜŞÜN HAYATI

  • Yazarın fotoğrafı: Samet Ölçek
    Samet Ölçek
  • 7 saat önce
  • 12 dakikada okunur



Behice Boran Kimdir?

Behice Boran II. Meşruiyetten iki 1 Mayıs 1910’da Bursa’da doğdu ve Tatar kökenli ve ilk Türk kadın sosyolog. Annesi Mahire Hanım ve babası Sadık Bey Kazan Tatarıdır 1890 yılında Çarlık Rusya’nın uyguladığı Ruslaştırma politikasından ötürü Türkiye’ye göç etmiştir. Tüccar olan babası Kazan gibi ticaret şehri olduğu Bursa’ya gelmiştir. Ailesi küçük bir burjuvadır. Çocukluk döneminde I. WW, Kuruluş Savaşı, Cumhuriyetin ilanına şahitlik etti. İlk okul 3’e kadar Bursa’da okumuş Bursa’nın Yunan işgalinde okul kapandıktan sonra ailesi İstanbul’a taşınmış ve Fransız Rahibeler Okuluna gidiyor sonrasında Amerikan Kolejine yazılmış burada orta okul ve liseyi birincilikle bitirmiştir. İstanbul Üniversitesinde felsefe bölümünde eğitim alırken Amerikan Kız Kolejinde vekil öğretmenlik yapmıştır.  Behice Boran İstanbul Üniversitesi’nde okurken, Millî Eğitim Bakanlığı orta öğretim kurumlarında İngilizce dersi okutulması kararı almıştır. 1933 yılında Manisa’da İngilizce öğretmenliğine başlamıştır. Boran’ın Amerikan Kız Koleji’ndeki tarih öğretmeni Boran adına Michigan Üniversitesi’ne başvuru yapmış. 1934 yılında Michigan Üniversitesinde sosyoloji ve pedagoji dalında doktora yaptı. ABD’nin bir yandan fakir kısmı bir yandan lüks kısmı onun muasır medeniyet düşüncesini etkilemiştir. 1939 yılında Amerika’dan Türkiye’ye dönmüştür ve Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde doçent olarak ders vermiş. Aynı dönem 1940-41’de da Ankara Kız Lisesi’nde felsefe dersi vermiş. 1943’te Ankara Kız Lisesi’nde Sosyoloji öğretmenliği yapmış. 1941 yılında Yurt ve Dünya dergisini çıkarmış. 1943’te Adımlar dergisini çıkarmış. 1945’te Ant dergisinde yayınlar yapmış. 1946’da Nevzat Hakto ile evlendi. Nevzat Hatko babası Çerkes kökenli ve Çerkes Ethem olayına karıştığı için öldürülmüş. Annesi ise oğluyla Yunanistan’a kaçmış. Burada Yunanca öğrenmiş ve bir dönem Yunanistan Komünist Partisinde yer almıştır. Üni. de ülkücüler kendisini kafası ezilecek  hoca ilan etmiş. 1945 yılında hükümet karşıtlığından üniversiten uzaklaştırılmış. Danıştay kararıyla görevlerine geri dönmüş 1946’dahükümet baskısı sonucu üni. de ders vermeleri yasaklanmış 1948’de Üniversiteler Arası Kuruma başvurusu sonucu ders vermeye geri başlamış. 1948’de TBMM’de Ankara Üni. kadro kanunca Boran’ın ödeneği kesilmiş, derse girmesi engellenmiş. Danıştay’a gitmiş suçu olmadığına karar verilmiş ama “sağcı talebeleri sınıfta bırakmak, komünizmi ve Rus rejimini methetmek”ten yargılanıp üç ay ceza almış. Yargıtay kararı 1950 yılında bozmuş üni ile ilişiği kesilmiş. 1950’de Türk Barışsever Cemiyetini kurmuş. 1950 yılında Kore’ye asker gönderilmemesi yönünde bildiri dağıttığı tutuklanmış bu sırada kendisi hamile ve 1951’de doğum sonrası tahliye olmuş. Tahliye sonrası TİP tutuklamaları sırasında göz altına alınmış ama beraat etmiş. 1954-60 sonrası ev kadınlığı yapmış. 60 darbesi sonrası yazılarına tekrar başlamıştır. 1962’de TİP’e üye oldu. 1964’te TİP merkez yürütme kuruluna seçildi. 1965’te TİP 15 milletvekili çıkarıyor bundan biride Urfa milletvekili Boran. 1969 seçim öncesi parti genel sekreteri oldu. 1970’de TİP başkanı oldu. 12 Mart 1971 yılında yayınlanan muhtıra sonrası tutuklandı. Boran TİP’te yaptığı “Türkiye’nin doğusunda Kürt halkı yaşıyor” ifadesinden ötürü partiye kapatılma davası açıldı ve kapatıldı. Boran 15 yıl ceza aldı. 1974 affı kapsamında serbest bırakıldı. 1974 affı ve siyasi yumuşama sürecinin ardından parti 1975’te yeniden örgütlendi ve Boran 1975 Tip’e genel başkan oluyor. 1977’de tekrar genel başkan seçiliyor. 1977’de partinin faşizme karşı CHP ile Ecevit döneminde iş birliği yapmasını istemiş ancak reddedilmiş. 1 Mayıs 1979 sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor 1 Mayıs kutlaması için sokağa çıkınca tutuklanıyor, yargılanıyor ve 1 ay hapis cezası alıyor. 12 Eylül 1980 sonrası sokağa çıkması yasaklanıyor ve kapsına nöbetçi koyuluyor birkaç gün sonra kalp krizi geçiriyor. 6 ay hastanede kalıyor. Ardından tedavisi için Sofya’ya gidiyor oradan da Belçika’ya iltica ediyor ama hayatının çoğunu Almanya’da geçiriyor. 1981 yılında komünizmi propagandası yaptığı için gıyabi mahkemesi yapılıyor 8 yıl 9 ay ağır hapis cezası alıyor.  1981 yılında vatandaşlıktan çıkarılıyor (çünkü ülkeye gelmesini öngören yasa çıkarılıyor). 1981’de eşi Bulgaristan’da vefat ediyor. 1987’de Boran vefat etmiştir. 1987 yılında Brüksel ve İstanbul’da cenaze töreni yapılmış İstanbul’da toprağa verilmiştir.


Meseleleri Apaçık Koymak Gerek

Aydemir eleştirisi

İki tür sosyalizm var TR’de

·       Sosyalizm işçi sınıfı ideolojisidir

·       Sosyalizm işçi sınıfı ideolojisi değil toplumsal kesimleri birleştiren bir harekettir

Aydemir ise sınıf işçi sınıfı ve sınıf çatışması üzerinden kurmuyor. Daha uyumlu, çatışmasız, birleştirici bir sosyalizmi savunuyor. Biliminde en önemli şey problemi doğru kurmak yanlış soru sorarsan yanlış cevap alırsın. Sınıf kavgası olmalı mı bilimsel değil. Toplumda sınıf var mı? Sınıflar arasında çatışma var mı? Çatışma tarihsel olarak işliyor mu? Bu mesele iyi-kötü meselesi değil gerçeklik meselesi. Yani bilimsel, nesnel olmalıyız. Sınıf diktatörlüğüne dayanan bir sosyalizm yanlıştır. Bir toplumda özel mülkiyet varsa ve üretim araçlarının, sermaye ve kaynakların çoğunluğu bir kesimde bulunuyorsa orada sosyal sınıf vardır. Bizim toplumumuzda da bu var. Zengin sınıfın karşısında fakir sınıf varsa sosyal çatışma vardır. İhtilal, devrim, ayaklanma çatışmanın en keskin halidir. Kaytarma da bir karşı koymadır. Yani karşı koymaların teşkilatsız olması çatışmanın olmadığı anlamına gelmez.

Aydemir sınıf çatışmasını tarihsel bir olgu değil de geçmiş bir durum olarak görüyor. Bu çatışma 19. Yy a ait geri kalmış ülkelerde sınıf çatışması yok bu yüzden sosyalizm sınıf çatışması olmadan da kurulur sanıyor. Sınıflar Batı’ya özgü değil kapitalizmin zayıf olması sınıf eksikliği değil. Tr topraklı-topraksız halka karşı büyük topraklı makineli üretim yapan çiftçiler var. Paraları ödenmeyen işçiler de öyle. Sınıfsal çatışma genelde üstten ötürüdür. Sınıf mücadelesi ideal değil gerçektir. Fiili olarak sendikalar, işçi mitingleri, işçi partileri var. Toplumda en örgütlü ve aktif sınıf işçi sınıfı; sınıf mücadelesini de bu sınıf yürütür. Aydemir sınıf diktatörlüğü sosyalizmde yok. Devletler sınıf üstü ve taraflı kurumlar. Devlet ekonomik olarak güçlü olanın etkisindedir. TR’deki ağaların etkisi ABD’deki kapitalist sınıfın etkisidir. Asıl örgütlenme halk ile olur. Diktatörlük ise korkutucu bir propagandadır. Sosyalizmin amacı sınıfsız topluluktur. Amaç sınıfsız toplumdur sınıf diktatörlüğü değil. Yönetim halk yararınadır ve tüm halk katılır. Sosyalizm bitti sadece geri kalmış halklar için demek yanlıştır. Çatışma devam ediyor. Kendisi Atatürkçü. Atatürk istiklalci kendisi yabancı imtiyazı veriyor. Ağa karşıtı ama demokrasimiz ağalara yaradı diyor. Devletçi ama özel çıkar yararına iş yaptığını da yazıyor. Sınıfsız toplum hedefi var ama hala imtiyazlı sınıf var asıl imtiyazsız sınıf sosyalizm ile olur. Atatürk ilkeleri çekingen bir sosyalizmdi.


Türkiye’de Burjuvazi Yok mu?

Yön dergisini Cahit Tanyol’a göre TR’de devleti yağmalayan aracı bir sınıf var bu yüzden karma ekonomi mümkün değil. TR az gelişmiş bir kapitalizm var ve bir çeşit burjuvazi var. 1962 TR’si Batı’yı taklit etmektense sosyalizme geçmeli. Ancak bizde burjuvazi yok demek yanlıştır. Zaten geri kalmış ülkede burjuvazi zayıf olur. Sanayileşmemiş ülkede elbette sanayileşmiş ülke gibi burjuvazi olmaz. Batı’daki gibi yok ama Batı anlamında var yani TR’deki burjuvazi Batı’daki gibi üretim ilişkilerinden doğmuştur. Sadece TR’de sanayi yok gelişmedi çıkış aynı. Tanyol’a göre burjuva çıkar peşinde koşan, kolay para arayan bir zümre. Sanki Batı’daki değil. Burjuva tembel ya da ahlaksız olduğu için değil sınıfsal konumu gereği böyle. Doğu-Batı arasındaki fark zihniyet (yönetim ve hukuk) ve mülkiyet içinde aramak yanlış sorun ekonomik ve tarihsel şartlarda.

Osmanlı neden geri kaldı:

·       Tarihi tesadüf Avrupa’nın erken kapitalizmi: Batı’da kapitalizm doğarken Osmanlı merkezi feodal yapı kuruyor

·       Coğrafi Ticaret Yollarının Değişimi: ticaret denizden okyanusa kayınca Anadolu ve Akdeniz ekonomik önemini yitirdi. Sanayileşme süreci kesintiye uğradı.

·       Siyasi ve kültürel kopuş: Avrupa ulus devlet oldu Osm. karşı birleşti. Osmn dini inanç ve asker özgüveni nedeniyle Batı’ya sırt çevirdi

Osm feodal dönemi ile Batı’nın kapitalist dönemini karşılaştırmak hatadır. Osm feodal dönemi ile Batı’nın feodal dönemi karşılaştırılmalıdır. Fransa’da kral gücünü koruyamayınca yyerel derebeyler toprağın sahibi haline geldi, burjuvazi güçlendi, kral burjuva ile birleşip derebeyleri ezdi ve merkezi iktidar kurdu. OSm. başından beri merkezi feodalite var. Batı ve Osm feodalite insanlar üzerinde kurulan siyasi hakimiyet ve şahsi hiyerarşisidir (osm yöneten-yönetilen). Kapitalizmde ise insanlar yerine metalar üzerinden yürür. Osm.’da sınıf üreten: köylü, zanatkar fakir kısım; yöneten: saray konak sahipleri aslan payını alan. O zaman zengin fakir varsa sınıf farkı da var. Feodalizmde yöneten aynı anda hem toprak sahibi hem yönetici hem yargıç. Kapitalizmde devlet, bürokrasi ve yargıç farklı mekanizma. Yani feodalizmde güçler birliği var kapitalizmde güçler ayrılığı. Osm merkezi feodalite günümüz TR’si feodalizm tam tasfiye olmadı ama tam kapitalizm de gelmedi. Tanyol’un memur aristokrasisi dediği şey bürokratik burjuva. Cumhuriyet döneminde kapitalist üretime geçilmiş Batı kadar olmasa da bir burjuva var. TR’de işçi sınıfı yok demek burjuvanın işine gelir çünkü sosyalizmi aydın sınıf tartışması haline getirir ve sosyalist partileri göstermelik demokrasi haline getirir.



Marxist Metot Nedir?

Tanyol sosyal olayları analiz ederken Marxsist metot kullanmıyor hatta dar tarihçi gibi davranıyor. Osm. feodal değildi, TR’de burjuva yok demek hem yanlış hem tarihsel yaklaşıyor sosyolojik değil. Tarih kronolojik sıralar sosyoloji genelleme yapar. Batı’da Marx tipi işçi yok demek yanlıştır. Tanyol “Marx’a göre mülkiyet emektir” diyor ama öyle bir sözü yok. Mülkiyet insanlar arasında kurulan üretim ilişkisidir.

·       Hukuki mülkiyet: fiili üretim münasebetlerinin formüle edilip kanunlaştırılması.  

·   Fiili mülkiyet: Marx’ın mülkiyet anlayışıdır. Hukuk, din, siyaset üst yapı. Alt yapı değişince üst yapı da değişir.

Alt ve üst yapı Tanyol’un eleştirdiği gibi gereksiz ve dogmatik değildir. Marxsizm in temelidir.


Osmanlı’da Mülk Meselesi

Artık değer olmadıkça mülkiyet ortaya çıkmaz. Emekçiler ürettiklerini başkasına kaptırınca mülk meselesi başlar. Bunun nedeni iş bölümü ve mülk değişimi. Meta değişimi parayla daha kolaylaştı. İnsan emeği meta haline geldi. İnsan ihtiyaçları için değil pazara gitmek için üretmeye başladı. Böylece kapitalist sömürü başladı. Tüccar sınıf yani burjuva zenginleşti.

Emeğin Durumuna göre üretim sistemi

·       Köle Emek (Antik Çağ) efendi köle alır. Köleyi ömrü boyunca sömürür, köleye sadece hayatta kalacak kadar verir.

·       Serf emek: emekçi toprağa bağlı, köle gibi meta değil ama toprakla el değiştirir, kısmi üretim yapabilir, boş zamanında kendine çalışabilir.

·       Hür Ücretli işçi emek:

Serf köle değil toprak üzerinde kullanım hakkı var. Kendi ürettiği ürünlere sahip ancak beyine aslan payını verir. Haklar hiyerarşisi var serf → bey → kral.

Feodalite: Toprakta kimsenin mülkiyeti yok, iktisadi, siyasi, askeri güç aynı elde, yöneten-yönetilen sınıfı var. Batı’daki villian ve serf farklı.

Tanyol Osm. feodal değil çünkü serf yok hür köylü var. Barkan ise Batı’daki köle ve serfleri aynı sanıyor. Osm. Reaya toprağa bağlı babadan oğla geçer. Kaçana çift bozan uygulanır. Reaye tımarlı olamaz. Osmanlı’da merkezi otorite çöktükçe derebey güçlendi. Batı’da toprak hizmet karşılığı veriliyordu. Tımar fiilen derebeyliğe yakın ve fiilen halk üzerinde mülk sahibi gibi davranıyor. Osm. merkezi feodal toplum. Reaya hür değil fiili üretim ilişkileri feodal karakterli.

Hür köylü tezi yanlış.


Sosyalist Kültür Derneği Tartışması

Boran’a göre sosyalist ve sosyalist yanlısı aydınlar sosyalizmi işçi yanlısı hareket olarak görmüyor. Aydınlar işçiye sempati duyar ama işçi öncü hareketi savunmaz. Kadro aydınlar olsun ister. Onlar (kadrocular) için sosyalizm= aydınlar + çeşitli emekçi kesimler + işçilerden oluşan geniş bir koalisyondur.

TİP bağımsız bir işçi partisidir, aydınsız işçiler kurmuştur. Parti ilgisiz bırakıldı 1 sene başkan bulamadılar ama parti canlanınca küçümsendi. Toplumun temel birimleri sınıflardır ve eşit değillerdir. İki sınıf vardır: sermayedar ve işçi. Sosyalizm işçi sınıfının ideolojisi ve iktisadi-politiktir. Sosyalizm toplum yararınadır. Aydınlar bunu daha önce anlayıp yayabilirler. Aydın bir sınıf değil ekonomik politik güçleri yok. Aydınlar işçi sınıfının sözcüsü olursa anlamlı olur.  İşçiler emekçilere ve aydınlara ihtiyaç duyar. İşçi itici güçtür. Sosyalizm herkese ait güzel fikirler bütünü değildir. Öncü işçidir aydınlar bunu kabul etmezse sosyalist olamaz.


Yakın Tarihimizde Yönetici-Aydın Kadro ve Kalkınma Sorunumuz

Modernleşme konusunun toplumsal yapı değişikliği üzerinden ele almak gerek. Osm feodaldi. Mülk tam ve mutlak değildi, haklar hiyerarşisi (yöneten-yönetilen) vardı. Serflik osm. da reaya idi. Teknolojii organik ve geleneksel. Batı’ya benzemeye çalıştı ama yüzeysel kaldı topluma inmedi yani temel yapı değişmedi. Osm feodal yapı kapitalist yapıya dönmedi kalkınamadı, yönetici halktan koptu. Batı’da kapitalizm insan iradesi dışında oldu.

11. yüzyıldan itibaren ticaretin gelişmesi → mamul mal talebinin artması → sanayi ihtiyacı → Sanayi Devrimi (organik enerjiden inorganik enerjiye geçiş).

Burjuva yaptı bu hareketi Batı’da. Toprak bırakıldı, özel mülk gelişti, tarımdan sanayi ekonomisine geçildi. Osm. Batılaşma dış etkenli oldu Osm’yı Batı hammadde kaynağı ve Pazar olarak kullandı. İlk asker tepki verdi. Reformlar kanlı oldu.

Askeri reformlar → eğitim reformları → devlet teşkilatında yenileşme → bazı sanayi işletmeleri.

Sorun ne aydında ne halkta sorun sosyolojik. Kapitalist kurumlar siz tutup feodal yapıya monte edemezsiniz. Batı’da devlet ve toplum kapitalizme müsait. Osm devlet denedi ama toplum uymadı. Batı’da organik oldu içerden Osm.’da toplum dışı (dev.) zorlama ile yapısal temel olmadan yapılmaya çalışıldı o zaman da maya tutmadı. Sarç sanayileşme başarısızlığını devletin zaafına bağlıyor. Ancak devlet niye zayıf zaafı var? Avr. Merkeziyetçi burjuva yönetimi var. Osm yarı feodal merkezi derebeylik var. Osm. Batı’nın zoruyla Batılaştı yukarıdan aşağıya şekilde tepeden. Aydınlar fikir olarak burjuvaziye yakın ancak milli burjuva yok. Osm. bağımlı ekonomi yerli ticaret ve sermaye gelişmedi. Osm. ya kapitalizmi Batı getirdi. Batı mal emniyeti, azınlıkların korunmasını, iç gümrükleri kaldır, özel mülk getir dedi yabancı sermaye geldi bu da kapitalizmi oluşturdu. Osm bağımlı old için sermaye sanayi azınlıklarda toplandı Müslümanlar huysuzlandı. Sanayileşemeyince ekonomi tarım üzerinden yürütülmeye çalışıldı Batı’nın hoşuna gitti. 1840 tımar kalktı. 1858 Arazi Kanunnamesi ile toprakta tam özel mülkiyet verildi. Miri araziler özele açıldı. Toprak sahibi olanlar güçlü sınıf oldu. Dev el çekti ama feodalite kalkmadı. Aydın kadro reform yaptı ama sosyal yapı aynı kaldı. Cumhuriyet döneminde de miri arazi özele geçti, kamulaşma sınırlandırıldı. Yine büyük toprak sahipleri güçlendi. Aydın tayfa asıl sorunu dine, yobaza, geleneksel tarımda gördü toprak ağalığı ve geri tarımsal yapıyı atladı.

Kurtuluş savaşı koşulları halk yönetici yakınlaşmasına neden oldu. Hareket anti emperyalist ve anti feodaldi bu yüzden devrimci, halkçı, laik nitelik kazandı. Savaştan sonra yönetici orta sınıf (küçük burjuva) yakınlaştı. Reformlar üst yapısaldı (harf kıyafet). Memleket tarımsal kaldı. Halkçılık romantikti. İşçi emekçilerin örgütlenmesine izin verilmedi. Devletçilik özeli (burjuva) güçlendirdi. Modernleşme ile işçi sınıfı gelişiyordu. Kurtuluş Savaşı sonrası burjuva ağa aydın ön plana çıktı işçi köylü bastırıldı. Yani halkçılık ve devletçilik sınıf temelli yapıldı. İşçi hareketleri anca 60’larda canlandı. Yani Cumhuriyet devrimi burjuva yanlısı bir devrimdi halkı dışladı.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in sınıf karakteri yönetici kadro küçük burjuvadır, derin devrim yapamamıştır. 


Bürokrasi Üzerine Tartışmalar

Bürokrasi üzerine üç görüş:

·       Geleneksel Devrimci: sivil, asker, aydın, yönetici devrimci olabilir. Milli Demokratik Devrim tezinim savunanlar Avcıoğlu: işçi, emekçi, milli burjuva ile ittifak yaparak anti emperyalist demokratik devrimi gerçekleştirir sonra işçi sınıfı sosyalizmi devralır. Radikal kesim (yön, Doğan Avcıoğlu): asker kesim demokrasiyi atlar sosyalizmi getirir.

·       Bürokrasi bir sınıftır ve kompradordur: bürokrasi hukuken üretim araçlarına sahip değil ama dev. ve ekonomi üzerinde kontrolü var fiilen bir sınıf. OSm despot, 19.. da kapitalizme geçmiş yerliyi bitirmiş, Cumhuriyet de aynısını yapmış. Aybar ise burjuva komprador diyor. bürokrat-ağa-komprador üçlüsü hep halka karşı. Küçükömer: bürokrat sınıf değil ama aynı maddi çıkarı var. Yani bürokratlar ilerici değil.

·       1.ve 2. Görüş hatalıdır. Sivil – asker aydın tabaka çelişik ve tutarsız. Tarihsel ve metodolojik hatalar var. Diyalektik yaklaşım zorunludur. İlerici unsurları emekçi sınıfların yanında hareket ettirelim tutucu ve gericilere karşı mücadele edelim.

MDD, Aybar, Küçük hatalı.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin olumlu yönleri:

·       Olumlu: Antiemperyalist, sultanlık halifelik kalktı, üst yapı devrimleri (laiklik, hukuk reformu, eğitim), geçici halkçılık

·       Temel sınırlılıkları: ekonomik ve toplumsal yapıya dokunmadı, üretim ilişkileri değişmedi, devletçilik, halkçılık sığ kaldı

Devrim burjuva- milliyetçi bir hal aldı. Kendi varoluşunu tehdit etmeyen reformlarla yetindi. MDD-Aybar’ın bürokrasi hala öncü demesi yanlış, Aybar ve küçükömer’in bürokrasi düşman sınıftır demesi yanlış. Cumhuriyet yetersizdi ama bir ilerleme sağladı.


Bürokratlar Bir Sınıf Mıdır?

Bürokrat ve bürokrasi olumsuz kavramlardır. Bürokratlar özel imtiyazlı, halka karşı sorumsuz, ayrıcalıklı, tepeden inme yönetici tabakadır. Sosyalistler de yönetici kadronun bürokratlaşmasını önleyemiyor. Bürokrat yönetimle uğraşmaz toplumun yönetimi, güvenliği ve koordinasyonu ile uğraşır, artık üründen pay alır.

·       İlkel Toplum: yönetici bürokrat değil seçilebilir hesap verebilir.

·       Tarım toplum (Asya tipi üretim tarzı ve feodalizm): Yönetici sınıf toprak mülk sahibi ve gerçek bir sınıf sivil asker yönetim ile toprak rantı iç içe.

Osm. tarım toplumu. 19. Yy da yönetici grup rantı koptu, dev memuru geldi, egemen sınıf değildi egemen sınıfa hizmet ediyor şimdi. İttihat ve CHP’de bile imtiyaz elde etti devletçiliği kullandı ama sınıf olamadı. 1950 sonrası bürokrasi güç kaybetti. Toprak sahipleri ve burjuvazi kontrolüne girdi. Aybar Osm yönetici sınıf ile bugün bürokrasisi aynı diyor. Osm’da yönetici grup egemen bugünkü bürokrasi bir tabaka egemen sınıfa hizmet eder.

Bugünkü bürokratlar sınıf değil çelişkili tabaka. Bürokratlar, burjuva ve ağaları aynı safa koyup üçlü egemen blok demek yanlış. Bürokrat ne öncü ne de düşman, tarihsel olarak değişen çelişkili bir tabaka. Sosyalistler bu çatışmadan yararlanıp bürokratları ilerici unsurlar yapsın. İşçi sınıfı da öncüllensin.


Bürokratların Çelişmeli Durumu

Aybar bürokrat burjuva (mao’da diyor bunu) ve Küöçükömer bürokratların kapitalist sınıfa dönüşmesi tezleri var. Bürokratlar görevi kötüye kullanıp zengin olabiliyor ama bu istisnai durum. Bu yüzden 3lü egemen blok hatalı. Bürokratlar çelişkisi:

·       Egemen sınıflara hizmet ile onlara karşı mücadele arası çelişki: Memur düzenin uygulayıcısı ama egemen sınıfın etkisinden kurtulup devlet aygıtına hakim olmaya çalışır.

·       Değerler ve maddi durum çelişkisi: dev menfaatini savunur ama düşük ekonomik koşullardadır üst kesim hariç.

·       Halka karşı konum çelişkisi: tepeden inmeci ama sistem kendilerini eziyor. Halk ise onları tepeden bakan ve ayrıcalıklı olarak görür.

Bürokrasinin egemen sınıfa karşı mücadelesi desteklenmeli ancak olumsuz yanlarına karşı çıkılmalı. Emekçiler eğitilmeli asıl düşman bürokratlar değil burjuva ve toprak ağaları.

Bürokratlar sınıf değil çelişkili tabaka. Ne düşman ne öncüdür. Sosyalist bürokratları kazanmalı ve işçi sınıfının öncüllüğü korusun. 


Bir Kuramcı Olarak Behice Boran

Marxizm sadece Batı’ya özgü değil Türkiye için de geçerli.

Genellikle Türkiye'nin toplumsal yapısı üzerine tartışmalarda şu eğilimlerden söz edilir:

·       Türkiye'de feodal kalıntıların hâkim olduğunu savunan görüş.

·        Asker-sivil bürokrasiyi ilerici ve dönüştürücü bir güç olarak gören görüş.

·       Türkiye'nin yarı-sömürge veya bağımlı kapitalist bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan görüş.

·       Behice Boran, özellikle bürokrasiyi bağımsız ve devrimci bir güç olarak gören yaklaşımlardan ayrılır. Ona göre toplumsal değişimin temel aktörü bürokrasi değil, işçi sınıfı ve diğer emekçi sınıflardır.

Bürokrasiyi ne mutlak devrimci öncü olarak görüyor (Avcıoğlu çizgisi), ne de tamamen düşman sınıf olarak (Aybar çizgisi). Her iki aşırı yaklaşım da işçi-emekçi sınıfların bağımsız siyasi mücadelesini zayıflatır, partiyi tecrit eder.

Bürokrasiyi yanına çekmelerinin amacı: Bu tabakanın ilerici, yurtsever, laik kesimlerini işçi-emekçi sınıfların mücadelesine kazanmak veya en azından tarafsızlaştırmak

CHP ile bürokrasi arasında tarihsel olarak yakın bir ilişki vardır; çünkü CHP uzun yıllar devletin kurucu partisi olarak görülmüş ve asker-sivil bürokrasiyle iç içe anılmıştır. CHP ile bürokrasi arasında yakın bir ilişki olsa da ikisi özdeş değildir. Aralarında çıkar çatışmaları bulunabilir. Bu nedenle sosyalistler bürokrasiyi CHP'nin tutumuna göre değil, toplumsal ve sınıfsal konumuna göre değerlendirmelidir.

·       Osmanlı'da bürokrasi: sınıf gibi davranan egemen bir kesimdir.

·       Cumhuriyet'te bürokrasi: devlet içinde yer alan bir tabaka/katmandır.

Boran Vatan daki yazıları ile Yön’ün aydın sosyalizmi ile hesaplaşıyor.

Behice Boran'a göre aydınlar bağımsız bir sosyal sınıf değildir. Kendilerine özgü ekonomik ve siyasal güçleri bulunmadığından toplumsal dönüşümün öznesi olamazlar. Aydınlar ancak belirli bir sınıfın sözcülüğünü yapabilir; sosyalist mücadelede belirleyici güç işçi sınıfıdır.

Aydın eleştirisi:

·       Bağımsız bir sınıf gibi görmeleri

·       İşçiyi küçümsemeleri

·       Aydın öncülüğünü abartmaları

·       Bürokrasiye aşırı önem verme

·       Sınıf analizinden uzaklaşma

Toplumsal gelişim kanunu: Toplumu aydınların, kahraman liderlerin veya bürokratların iradesi tek başına değiştirmez. Toplumsal değişim, ekonomik yapıdaki dönüşümler ve sınıf mücadeleleri sonucunda ortaya çıkar.

Doğru aydın özellikleri:

·       Bilimsel ve nesnel düşünme

·       Toplumsal sorumluluklara taraf olma

·       Eylem ve örgütlü mücadeleyle bağ kurma

Boran’ın Aydemir eleştirisi:

·       Aydemir sınıfların oluşumunu, gelişimini, mücadelesinin tarihselliğini atlayarak direkt aydınlara veriyor.

·       Sınıf kavgasından ürküyor ama Boran’a göre toplumun gerçeği

·       Ülkeler arasındaki kategorik ayrım yapması, gelişmiş gelişmemiş ülke kapitalizm farkı

Fethi Naci TİP’i aydıncı bir partiye dönüştürmek istiyor.

Boran’a göre işçi sınıfı kapitalizmin otomatik olarak devireceği bir özne değil; ama doğru tarihsel koşullar, sanayileşme ve örgütlenme ile birlikte Türkiye’de sosyalist dönüşümün en gerçekçi taşıyıcısıdır. Avcıoğlu sivil ve askeri olmak üzere sınıfları ikiye ayırıyor. Boran aydın kısmı bürokrat olarak ele alıyor ve emeği sömürülüyor. Nato’ya katılma ve Kore’ye asker gönderme DP nin suçu değil CHP’nin mecburi devamıydı. Tip in %56 sı burjuva ve küçük burjuvacı

Toplumlar, üretici güçlerin gelişmesiyle tarihsel aşamalardan geçer; ancak az gelişmiş ülkelerin gerçek kalkınması, dış bağımlılığın azaltılması ve üretim araçlarının toplum yararına kullanılmasına bağlıdır.

Boran'a göre Türkiye, dışa bağımlı kapitalist yapıyı aşarak, planlı sanayileşme, ekonomik bağımsızlık ve emekçi sınıfların öncülüğünde gerçekleştirilecek toplumsal dönüşümler sayesinde gelişebilir.


KAYNAKÇA

ATILGAN, G. (2007). Behice Boran: Siyasal ve entelektüel bir biyografi (Tez No. 208081) [Doktora tezi, ANKARA ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.


Atılgan, Gökhan (2007). Behice Boran: Öğretim Üyesi, Siyasetçi, Kuramcı. İstanbul: Yordam Kitap. sf.: 315-527.


BAL ESEN, E. (2024). Behice Boran'da ekonomi-toplumsal yapı ilişkisi (Tez No. 862067) [Doktora tezi, GAZİ ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.


Boran, Behice (2010). Behice Boran: Yazılar - Konuşmalar - Söyleşiler - Savunmalar. İstanbul: TÜSTAV Yayınları


YURTERİ, S. B. (2021). Osmanlı toplum yapısı tartışmaları bağlamında Niyazi Berkes ve Behice Boran (Tez No. 673962) [Yüksek lisans tezi, MARMARA ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.




 
 
 

Yorumlar


bottom of page